Neyse, sonuçta biraz da görsel malzeme....
Az sonra...
Az sonra...












Son 4 günü detaylı yaymaya hacet yok. Bir günümü Savolinna kalesinde geçirdim. 1800'lerde yapılmış, Helsinki deniz yolunu tutan bir askeri üs. Burada Ruslarla savaşmışlar. Adamlar için önemli bir yer. Klasik, denize bakan yığınaklar, toplar falan var. Çok güzel bir yer aslında. Millet gelip piknik yapıyor, geziyor.
Bir akşam da yemeğe gittik. Otantik bir Fin yemeği yedim. Pahalı bir yerdi ve yemek de pek bir şeye benzemiyordu: ızgara somon, haşlanmış patates ve mantarlı bir sos. Allah için, sos ve içindeki mantarlar iyiydi.








Sabah erkenden kalktım. İstikamet Trömsö. Bunun nedeni de hava durumu. Bugün bulutlu, sonraki iki gün az parçalı gözükmekte. Yağmur veriyor olsaydı Güneye dönüp, Savolinna'ya gidecektim.
Deniz kıyısındaki Skibotn'a gidene kadar 50 km yol yaptım. Hava soğuk ve yağışlı. Soğuk aslında rüzgar yüzünden. Yol neredeyse hep yokuş aşağı olduğu için çok rahattı.
Daha önce İsveç, Norveç ve Finlandiya'yı birbirinin aynı, tek bir coğrafyada milliyetçilik oynayan tiplerin sınırları olarak görmüşümdür. Ancak Norveç gerçekten çok farklı. Bir kere deniz memleketi. Batı'da Okyanus, Doğu'da da İskandinav Dağları var. Güneyde genişliyor ama kuzey ince sayılır. Her taraf fiyord. İnsanlar desem, onlar da farklı geldi. Norveç'te "Zort?" diye soruyorsun, "Zırt Kron" diye cevap geliyor. Kampingdeki duş dumura uğrattı beni. 10 Kron atıyorsun bir deliğe ve su akmaya başlıyor. 4 dakikan var ama saatin yoksa dikkat etmen lazım çünkü dört dakikanın sonunda su kesiliveriyor. Tabi hesaplamayı tam anlayamadım. Dört dakika musluğun akma süresi mi, yoksa musluğu kapatınca kronometre de duruyor mu bilmiyorum. Olabilir. Bu bana hasta ruhlu bir şey gibi geldi. O kadar bol su var ki burada, bu tür bir alet nasıl bir ekonomik mantıkla konur anlamadım. Eğer duş daha hızlı alınsın istiyorlarsa neden daha makul bir 6-7 dakika değil mesela? Yanında bozuk yoksa ve sabunlu kaldıysan yangın alarmını mı çalıştırıyorsun? Bu da ayrı bir soru. "İkinci kez sabunlanmalı mıyım? Küstahlaşayım mı?" sorusunu cevaplamaya çalışırken su kesildi birden. Şanslıydım netekim.
Herkes paragöz olabilir, sorun değil ama Norveç'te böyle su satmak neden? Bu, Altınoluk Belediyesi'nin köy girişine temiz su havzası gişeleri koyması gibi bir şey. Oraya giderlerse bence feyz alıp yaparlar da. Tamam, duşa para da atarsın ama o dört dakikalık kum saatini araştırma, geliştirme ve uygulama nasıl bir düşünce şablonunun çocuğu anlamak zor. Bush'tan bile daha neoliberal geldiler bana. Bu sadece tek örnek tabi. "Wireless Internet?" diyorsun, "10 Kron for half hour," diyor. Yarım saatlik incrementler daha adil geliyor olsa gerek arkadaşlara. Mantık yürütelim, adalet Norveç'te herşeyin temeli. En azından para verince hak kazanabiliyorsun ve böylece özgür oluyorsun.
Sonuçta topu topu üç gün kaldım orada. Belki gözlemlerimi istisnalar belirledi, bilemem. Bir iplik buldum ucundan çekip duruyorum yani. Ama bildiğim bir şey varsa, kaliteli köy takımları var. Bunu zaten dünya alem biliyor. Nasıl Los Angeles ya da Detroit için basketbolun başkenti diyebilirsek, Trömsö için de fitbolun merkezi diyebiliriz. Kılıbımı basarım, buradaki takımlar Avrupa'da çok büyük sürprizler yapıp, en büyük kulüplerin bile korkulu rüyası olmaya devam edeceklerdir.
Katedral deyince, Şimdi arkadaşlarda eski bina olmadığından mıdır, nedir, neo-Hıristiyan tapınaklar yapmışlar. Bunlar Ortodoks olmayan, diğer Kuzeyli imanlılar olarak özetlenebilir. Dikdörtgen tarafı yerde olan kocaman bir üçgen prizma koymuşlar tepeye, gidip fotoğraf çekiyorsun. Maksat otantiklik olsun. Bunu Roma'da ya da Venedik'te dikmeye kalksan seni tımarhaneye koyarlar. Neyse, bunu geçtim. Kimlik olayıdır, özelliktir, kozmopolit olalım, sevelim, kucaklayalım. Ancak, bir de turnike koymuşlar kapıya.
Hava epey soğuktu tabi. Kıçım dondu ve akabinde çok affedersiniz gaz yaptı biraz. 20 saat havayı kirlettim. Ertesi sabah uyandığımda kurtulmuştum illetten. Gerçekten de havanın boktan olması ve sonraki üç günlük tahminin insan için daha da rahatsız edici meteorolojik oluşumlara işaret etmesi nedeni ile üçüncü günün sabahı dörtte uyanıp 7:30 otobüsü ile Trömsö'den kaçtım. Kuzey Buz Denizi'ni gördüm mü? Evet. Şu anda daha isabetli pas-şut atabiliyor muyum. Kesinlikle, aydınlandım. Olay bu yani.